İSLÂM’IN şartı, ALLAH’IN Kitabı KUR’ÂN’I Okumak, Anlamak, Yaşamak, Tebliğdir.
HAKKIMIZDA - İLETİŞİM

Ayrıca info@kuranislam.com e-posta adresini kullanarak da bize ulaşabilirsiniz. 

Türkiye de geleneksel Ehl-i Sünnet Müslüman bir çevrede büyüdüm. Ergenlik çağından sonra ( Araf 172. AYET'TE tarif edildildiği gibi  :  ... RABBİN ADEM OĞLUNUN SIRTLARINDAN / BELLERİNDEN ZÜRRİYETLERİNİ / döllerini ALDIĞI ZAMAN KENDİLERİNİ (yaratılmış varlıkları gösterip) ŞAHİT TUTUP, ELESTÜ Bİ-RABBİKÜM / Ben sizin RAB'BİNİZ değilmiyim ? KALÛ BEL / Evet dediler ... ), yaşadığım ortamda, yaratılan varlıklara bakıp, görüp yüce yaratıcı Allah’ın varlığını benliğimde algılayıp EVET BİR YARATICI VAR dedikten sonra, YÜCE YARATICI ALLAH'I ve DİNİNİ tanımak ve öğrenmek amacıyla amatörce elime geçen, çevrede bulduğum çok sayıda DİN KİTABI okudum. Çeşitli GRUP ve CEMAATLARI, hoca, alim ve evliya ünvanlı kişileri tarafsız ve önyargısız DİNLEDİM, bazılarını yakından bazılarını uzaktan İZLEDİM. Yüzlerce mezhep - fırka - tarikat - grup - cemaat oluşmuş, birinin doğru dediğine diğeri yanlış diyor, herkes kendisinin doğru yolda olduğunu zannediyer ve iddia ediyor, herkes kendi çokluk, yaptıkları işler ve başarılarıyla övünüyor, herkes kendi reklam ve tanıtımını yapıyor, HEKES KENDİNE ÇAĞIRIYORDU. Herkesin aynı şeyi söylediği STANDART tek bir İSLÂM ve MÜSLÜMANLIK tarifi bulamıyor, kafamda oluşan sorulara net ve çelişkisiz cevaplar alamıyordum. ALLAH'A inancım gereği, Allah'ın emirlerine uymak amacıyla, İBÂDETLERİMİ ( kulluk  =  Allah'ın emirlerine uymak ) çevreden bana sunulan karmakarışık çelişkili GELENEKSEL bilgilerle, çevreden gördüğüm şekilde, TAKLİTSEL olarak yapmaya çalışırken, diğer taraftan arayışlarıma devam ederek, gerçeği ve doğruyu bulmak amacıyla, dinin kaynakları olarak tanıtılan KURAN TEFSİRLERİ ve HADİS KİTAPLARINI okumaya başladım. Okudukça, onların da doğru - yanlış rivayetler ve kişilerin şahsi görüşleriyle dolu olduğunu, aynı mantıksızlık, tutarsızlık ve çelişkilerin onlarda da mevcut olduğunu tesbit ettim. ÖRNEĞİN; Elmalılı Hamdi Yazır’ın Klasik “ HAK DİNİ KURAN DİLİ " adlı tefsirinde, KURAN'DA emredilen, “SALAT-I VUSTA (= ORTA NAMAZ)” nın hangi namaz olduğuna dair 10 (on) farklı ve çelişkili hadis rivayeti vardı. Beş vakit namazın herbirinin, ORTA NAMAZ olduğuna dair, birer - ikişer hadis rivayetleri vardı. Demek ki bunlardan biri - ikisi doğru ise diğer 8 - 9’u yalan - yanlış, uydurma rivayetti. Görüldüğü gibi RİVÂYETLER ÇELİŞKİLİ olup net değildi. Halbuki yalan - uydurma rivayetleri bırakıp, ALLAH'IN net ve çelişkisiz açıkladığı kitabı KURAN'I okuduğumuzda ve ilgili AYETLERİ bir arada, direkt AKIL İLE düşünerek anlamaya çalıştığımızda, ALLAH'IN kitabı KURAN-I KERÎM'DE emrettiği FARZ vakit SALAT / Namazlarını, günün vakitlerine göre isimlendirdiğini görüyoruz. SALAT-ÜL FECR = Günün Fecir (Sabah) vakti namazı, SALAT-ÜL IŞÂ = Günün Işâ (Akşam) vakti namazı olduğuna göre, SALAT-UL VUSTA = Günün Vusta (Orta ) vakti namazı anlamına geliyordu. GÜNÜN ORTA VAKTİ ise, güneşin tam tepede olduğu Zuhur (Öğlen) vakti olduğuna göre, Salat-ül Vusta (Orta Namazı) nın, Öğlen namazı olduğunu anlıyoruz. Ne kadar açık, net, çelişkisiz, akla ve mantığa uygun değil mi ? Öğlen namazı, Salat-ül Vusta (Orta Namaz) ifadesinden başka daha nasıl tarif edilebilir ki ? Yüce yaratan bütün dil ve kültürler için ne mükemmel, ne standart bir tarif yapmış değil mi ? KURAN'I anlamını bilmeden, düşünmeden, mezarlıklarda ve ölülere okunan bir kitap haline getirerek, anlamını unutup terkederek, din ve ibâdetleri öğrenmek için müracaat edilen bu Hadis külliyatında ise, RESULULLAH'IN HADİSLERİ ( sözleri ) ve  SÜNNETLERİ ( adet ve uygulamaları ) olduğu iddia edilen, fakat RESULULLAH'IN hadisleri ( sözleri ) ve sünnetleri ( adet ve uygulamaları ) olup olmadığı KESİN BİLİNMEYEN bu RİVÂYETLER, okur-yazarlık, kalem-kâğıt ve kayıt oranının düşük olduğu, dedi-kodu-söylenti-rivayetin bol olduğu, kendi şahsi fikrini ve inancını savunup kabul ettirebilmek için herkesin RESULULLAH adına söz söyleyip rivayetler yaptığı, RESULULLAH şöyle dedi/demiş veya şöyle yaptı/yapmış diyene, öyle demedi/dememiş veya öyle yapmadı/yapmamış diyerek aksini ispatlama  imkânının olmadığı  zaman ve ortamlarda, RESULULLAH'DAN 150 - 250 sene sonra toplanıp 500 sene sonra yazıya geçirilmiş, hepsi bizlere ulaşmamış, Ulaşanlar ise toplanan 300 bin - 600 bin hadis olduğu iddia edilen sözler arasından, RESULULLAH'I görmemiş, dinlememiş, RESULULLAH'DAN 150 - 250 sene sonra yaşamış, kendisine HADİS ÂLİMİ denilen ESKİ İNSANLAR tarafından kişisel tercih ve kriterlere göre seçilerek yazıldığı iddia edilen, 6 bin - 9  bin (%1 - 3) gibi az bir yekûn oluşturup, bir kısmı sahih mi uydurma mı kesin ve net belli değil, mantıksız, çelişkili, KURAN’A TERS olan, tarihi, hıristiyan-yahudi ve eski batıl dinlerin, söz, hikâye, hurafe ve rivayetleriyle karışıktı. ÖRNEĞİN, MİRAÇ hadisinde, güya ALLAH'IN günde 50 vakit emrettiği namazı, Hz. Musa (AS)’ nın akıl öğretmesi ve tavsiyesiyle, Resulullah (AS)’a, Allah ile salat (namaz) pazarlığı yaptırarak, 5 vakte indirttiğini söyletiyorlar; Kuranda olmadığı halde, Resulullah’a dinden döneni öldürün dedirtiyorlar; RECİM (Zina yapan evli erkek ve kadını taşlayarak öldürmek) ayeti KURAN'DA vardı, keçi yedi, yada Hz. Ömer KURAN'DAN çıkardı diyorlar, KURAN'DA olmayan recim cezasını İSLÂM'A sokuyorlar; ALLAH KURAN'DA, RESULULLAH'A KURAN'DAN BAŞKA MUCİZER VERMEDİĞİNİ ısrarla, defalarca söylerken, RESULULLAH'IN yüzlerce mucize gösterdiğini söylüyorlar; KURAN'DA İSA (AS)' nın da diğer insanlar gibi ÖLDÜĞÜ ve (ruhunun) ALLAH katına yükseldiği söylenirken, İSA (AS)' nın ölmediğini, (bedeninin) göğe yükseldiğini, Kıyamet yakını tekrar dünyaya ineceğini söyletiyorlar; KURAN'DA MEHDİ diye bir kurtarıcı insandan bahsedilmezken, yüzlerce Mehdî hadisi söyletiyorlar; Sahabelerin, RESULULLAH'IN KANINI (hacamat kanını) içtiklerini, RESULULLAH'IN, “kan kardeşi olduk artık sana ateş dokunmaz” dediğini, Cariyesinin RESULULLAH'IN İDRARINI içtiğini ve RESULULLAH'IN “sağlam bir kaleye girdin, sana artık cehennem ateşi dokunmaz” diyerek onayladığını, RESULULLAH'IN abdest alırken tükürdüğü TÜKÜRÜĞÜNÜ ve burnunu sümkürdüğü SÜMÜĞÜNÜ sahabelerin kapışarak bereketlenmek için üzerlerine  sürdüklerini rivayet ediyorlar; KURAN'DA pislik ve necaset haram olmasına rağmen,  RESULULLAH'A, DEVE SİDİĞİ  içmenin şifa olduğunu söyletiyorlardı. Ben bu kadar iğrenç, mantıksız, KURAN ile ve birbiriyle ÇELİŞKİLİ BİLGİ KİRLENMESİ arasından doğrusunu nerden bilecektim, zaten bilen de yoktu, herkes şu şöyle dedi, bu böyle dedi diyerek oyalanıyor, FANATİK bir şekilde takım tutar gibi, grubunu, cemaatini, fırkasını, mezhebini övüyor, savunuyor, mantıklı tatmin edici net bir cevap veremiyordu. Kafamdaki sorular cevaplanamadığı gibi daha da arttı. Gençlik yıllarımda KURAN'I anlamak amacıyla, amatörce özel kursdan öğrendiğim ARAPÇA yardımı ile, KURAN'I AKIL İLE kelime anlamlarını düşünerek ve MEALLERİ karşılaştırarak okumaya, bir taraftan da ALLAH'A niyaz da bulunmaya başladım. Eğer KURAN bana gelmiş ve bana hitab ediyorsa ve eğer KURAN'I sıradan bir insan olarak ben anlayamayacaksam, birinin dediği öbürünü tutmayan ve çelişkili RİVÂYETLERE ve KİŞİLERE mecbur ve mahkum isem, kimin en doğruyu söylediğini bilemiyorsam ve Eğer KURAN'I RESULULLAH AÇIKLADI İSE, neden açıklamalarını, yorumlarını aynen KURAN gibi kayıt altına alıp, KURAN ile karışmasın diye başka bir isim altında TEVİL,TEFSİR, HADİS, İLMİHAL ve DİN KİTAPLARI yazmadı, yazdırmadı da, insanların söylenti rivayetlerine bıraktı. Uydurma hadis ve rivayetlere kapı açtı, zemin hazırladı. Neden sahabeler gibi RESULULLAH (AS) devrinde yaşamamıştım. Ne büyük bir talihsizlik, ne büyük bir mahrumiyet olarak düşünüyordum. O zaman yaşasaydım, hangisi doğru hangisi yanlış, direkt RESULULLAH (AS)’a sorardım, aldığım cevaba göre tereddütsüz uygulardım. Böyle bir bocalama ve ruh hali içinde KURAN okudukça, kafamdaki sorulara KURAN AYETLERİNİN CEVAP VERDİĞİNİ gördüm. KURAN AYETLERİNİ; başkasına ibadet etmiyelim diye, RESULULLAH değil,  ALLAH'IN bizzat KENDİSİNİN AÇIKLADIĞINI, en iyi TEVİL ve TEFSİR'İ ALLAH'IN yaptığını, her şeyi tafsilatlı, DETAYLI ve AÇIK ve NET olarak tarif ettiğini, KOLAY ve ANLAŞILIR  olduğunu, MESÂNİ - ikişerli sistemle ayetlerin birbirini açıkladığını, RESULULLAH'IN da KURAN'I okuyan, anlıyan, öğreten, ulaştıran, yaşıyan, örnek olan, ELÇİ'DEN BAŞKA OLMADIĞINI, KURAN okuyarak dini KURAN'DAN öğrendiğini, VAHYE yani KURAN'A UYDUĞUNU, KURAN'DAN BAŞKA DİN KİTABI YAZMADIĞINI, bize KURAN’I BIRAKTIĞINI, ALLAH'IN ipine (KURAN'A) sımsıkı yapışmamız gerektiğini,  aşırılığa sapmadan orta yoldan (KURAN YOLUNDAN) gitmemiz gerektiğini, ALLAH'IN ve RESULULLAH'IN verdiğini ( VAHİY - KURAN ) alıp, diğer işlerimizi ŞURA (danışma = meclis) ile halletmemiz gerektiğini, KURAN'DAN SORULACAĞIMIZI söyleyen ayetlerle karşılaştım. Kafamdaki sorularla İLGİLİ AYETLERİ bir araya toplayıp, bütünsel olarak okuduğum zaman, KURAN AYETLERİNİN BİRBİRİNİ AÇIKLADIĞINI, yıllar içinde anlamları değişen yada değiştirilen TERİMLERİN gerçek anlamlarının, ilgili başka AYET BAĞLAMLARINDA mevcut olduğunu görünce, KURAN'IN aynı zaman da GÜZEL BİR TEFSİR ve GÜZEL BİR SÖZLÜK olduğunu anladım, sorularımın cevaplarını  ve kelimelerin gerçek anlamlarını, açık  ve net olarak KURAN'DA buldum, İKNA oldum, TATMİN oldum. ALLAH, insanı hangimizin daha iyi işler yaptığını İMTİHAN etmek amacıyla yarattığı için, nasıl ki yiyecek, içecekleri, madenleri ve bilimsel kuralları KÂİNAT KİTABINA serpiştirdiyse, bizler kainat kitabını AKIL İLE okuyup düşünerek, üzerinde çalışıp araştırarak, onları bulup toplayıp faydalanıp, İYİ İŞLER yapıyorsak; Aynı şekil de, dînî gerçekleri ve kuralları da, KURAN KİTABINA dağıttığını, bizlerin KURAN'I AKIL İLE defalarca okuyup düşünerek, üzerinde çalışıp araştırarak, konularla ilgili ayetleri bulup bir araya toplayarak, HÜKÜM ve HİKMETLERİ / doğru bilgileri, bularak, faydalanarak, İYİ İŞLER (= ibadet = kulluk) yapmamız gerektiğini anladım. ÖRNEĞİMİZ ve ÖNDERİMİZ RESULULLAH’IN da, böyle yaptığını, bir konu ile ilgili ayetleri biraraya toplayarak akledip düşünerek hüküm ve hikmetleri KURAN'DAN bulduğunu, KURAN'A göre yaşadığını, yine KURAN'DAN öğrendim. Sıradan bir müslüman olan benim fark ettiğim bu kolaylık ve gerçeği, İLAHİYATÇI, HOCA ya da DİN ALİMİ olarak ortalıkta kendini gösterenlerin nasıl fark edemediklerine, eğer fark ettilerse neden açığa vurmadıklarına, herhangi bir konuda insanların önüne derli - toplu  ALLAH'IN bizzat kendisinin AÇIKLADIĞI AYETLERİNİ koyup aradan çekilmek yerine, bilgiçlik taslayarak kendilerinin yada bilip tanımadığımız eski alim denilen insanların şahsi fikir ve görüşlerini anlatan, hepsinin okunması ve öğrenilmesi, hangisinin gerçek ve doğru olduğuna karar verilmesi zor ve imkansız, YÜZLERCE - BİNLERCE, birbirini  tutmayan farklı dDİN KİTAPLARINI koyarak, insanların KURAN'A ulaşmasını ENGELLEYİP GECİKTİRDİKLERİNE şaşırarak, konu ve terimlere göre FİHRİST aramaya başladım. Bulduğum mevcut fihrist çalışmalarının, sadece meal şeklinde olup orijinal arapça ayet metinlerini ve kelime anlamlarını bir arada bulundurmadıkları için, istenilene ulaşması zor, karşılaştırmalı okumaya, tetkik ederek öğrenmeye, araştırmaya, hatalı tercümeleri farketmeye uygun olmadıklarını, eksik ve kullanışsız olduklarını görünce, karşılaştırmalı okumaya, öğrenmeye ve araştırmaya uygun, pratik ve kullanışlı bir KURAN FİHRİSTİ ÇALIŞMASI yapmaya karar verdim. Büyük bir heyecan ve kararlılıkla kaynak ve format (biçim) ararken, internette tıpkı benim gibi KURAN'I KURAN ile AÇIKLAYAN bazı KURAN BİLEN müslümanların yazı ve videolarına ve www.kuranmeali.com adlı siteye rastladım. Bir taraftan onların yazılarını okuyup, videolarını izleyerek, Arapça kelime hazinemi ve KURAN'DAN farkındalığımı artırıp geliştirirken,  diğer taraftan da www.kuranmeali.com adlı siteden KELİME MEALLİ KURAN okumalarıma devam ederken, izinlerini alarak kopyala - yapıştır yöntemiyle; ORİJİNAL KURAN AYETİ ARAPÇA METNİ + KELİME ANLAMI + TELAFFUZ VE OKUNUŞU + 5 FARKLI TÜRKÇE MEAL + 2 FARKLI İNGİLİZCE MEALİ bir arada bulunduran, ulaşımı ve kullanımı kolay, pratik, karşılaştırmalı okumaya, öğrenmeye, araştırmaya, hatalı meal ve tercümeleri farketmeye elverişli  bu derleme KURAN FİHRİSTİ - KURAN TERİMLERİ - KURAN KONULARI çalışmasını yaptım. Benim azimli bir çaba ve çalışma ile, yıllarca bana sunulan YANLIŞ ADRES ve KAYNAKLAR arasında boşuna dolaşarak, geç ve güç elde ettiğim bu kolaylığı, benim yıllarca yaşadığım sıkıntı ve zorlukları yaşamadan, ALLAH'IN gerçek ve kolay DİNİNİ, ALLAH'IN açıkladığı ve tarif ettiği kitabı KURAN'DAN ÖĞRENMEK, yaşamak ve EHL-İ KURAN bir MÜSLÜMAN olmak isteyen, KURAN'DAN aldığı açık ve net cevaplarla ikna ve tatmin olmak, BEYAN ve TEBLİĞ etmek isteyen insanların hizmetine SUNDUM, gördüklerimi BEYAN ETTİM ( gizlemeyip açığa vurdum ) ve ARADAN ÇEKİLDİM.

   Halen KURAN'I düşünerek OKUMA ve tarama çalışmalarım DEVAM ETMEKTE olup, İnşallah ilaveler oldukça GÜNCELLENECEKTİR.